Ana Sayfa / Blog / ATMAN EKÜRİSİ VE BOLD PILOT EFSANESİ
bold-pilot

ATMAN EKÜRİSİ VE BOLD PILOT EFSANESİ

At yarışları ile alakası olsun olmasın, ömrü boyunca eline bir kez bile altılı ganyan kuponu almamış, hipodromun sokağından geçmemiş olsa dahi, herkesin ismini muhakkak duyduğu, muazzam bir şampiyon olan yine çok özel olan bir safkana, yani BOLD PILOT hakkında bir kaç kelam ederek şampiyona selam göndermek boynumuzun borcudur.

Tüm insanları, hayvanları, bitkileri kısacası doğayı ve tabiatı elbette çok seviyoruz. Ancak estetiğin, mücadelenin, ahengin ve yarış içerisinde vermiş oldukları nefes kesen mücadeleler ile adrenalinin vücut bulmuş hali, muazzam yaratıklar olan eşsiz yarış atlarını bir başka seviyoruz. Hele bunların içerisinde aradan yüzyıllar geçse dahi unutulmayacak olan bazı isimler var ki, işte onlara fırsatı geldikçe bir selam çakmadan geçmek olmaz diyoruz.Bu sıra dışı safkan hakkında yazmaya başlamadan önce geçmişe kısa bir yolculuk yaparak bu nadide isim ile yolları kesişen şanslı insanların kimler olduklarına bir göz atalım..

ATMAN EKÜRİSİ

Türk atçılığının önde gelen isimlerinden olan Ahmet Atman, İstiklal Savaşı’na katıldıktan sonra Mareşal Fevzi Çakmak’ın yaverliğine kadar yükselir. Hatta öyle ki soyadını "Atman" olarak seçmesi dahi tesadüfen olmayıp, bu soyadını at yarışlarına olan büyük tutkusu bilinen, kendisi de çok iyi bir binici, ayrıca da at sahibi olan ve yarışçılığı teşvik etme amaçlı olarak "at yarışları modern toplumlar için sosyal bir ihtiyaçtır’’ yön verişi ile Türk yarışçılığının çok şey borçlu olduğu başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’deki at yarışlarına olan yaklaşımından etkilenerek seçtiği söylenir.

O yıllarda küçük bir çocuk olan efsane BOLD PILOT’ın sahibi ve yetiştiricisi Özdemir Atman’ın, İngiliz atı ve sahipleri derneğinin kurucusu olan babası Ahmet Atman ile ilgili olarak günlüğüne düştüğü şu notlar da muhakkak bilinmelidir.’’ Doğduğumda anneme verilen yegane hediye, şahane bir Arap atıydı. Babam o zamanlar üzerinden henüz Balkan ve İstiklál harplerinin yorgunluğunu atamamış genç bir süvari yüzbaşıydı. Hayatında karısı, üzerindeki üniforma ve attan başka hiçbir şeyi olmayan bu insan, en değerli varlığını bir diğerine hediye etmişti."

Babasının kendisine doğum gününde hediye ettiği Zehra isimli Arap kısrağından önceleri fazla da hazzetmeyen ve hatta ondan oldukça korkan fakat küçük elleri ile kısrağa zorlukla kumanda etmeye çalıştığı bir gün babasının elindeki kırbacı kısrağın sağrısında şaklatması ile hayatının en büyük dönüm noktasını yaşayarak bu korkusu ile yüzleşen küçük Özdemir, derin bir tutku ile bağlandığı atçılıktan Robert Kolej’de okurken de, ABD Cornell Üniversitesi’nde İnşaat Mühendisliği eğitimi alırken de asla kopamadı.

Atların anatomilerine ilişkin daha geniş kapsamlı bilgi sahibi olabilmek için Veteriner Fakültesi derslerini dışarıdan takip etti ve ameliyatlara katıldı. Türkiye’ye starting boxları ilk getiren kişi olarak modern yarışçılık sistemlere geçişin öncülerinden olan Özdemir Atman’ın eşi Meral Hanım’ın babası Nusret Evcan , Gazi Mustafa Kemal’in yakın arkadaşı Kazım Özalp’in yaveridir ve atçılık ile yakından ilgilenmiştir. Bunun yanı sıra tam bir çekirdekten atçı olan Özdemir Atman’ın, babası Ahmet Atman gibi,kız kardeşi Esin Hanım ve kızları Begüm-Esra’da göbek bağı hipodrom pistlerine bağlı isimler şüphesiz.

Esin Hanım, Türkiye’nin kendi yetiştirdiği atlar ile yarışlara katılan ilk kadın binicisi olup, 30 kez milli formayı giymiş ve Balkan Şampiyonası’nda bronz madalya sahibi olmayı başarmıştır. Meral Hanım ile olan evliliklerinden dünyaya gelen dört kız çocuğuna babalık yapan Özdemir Atman’ın aslında attan düşerek kolunu kıran büyük kızının ardından çocuklarının atçılık ile ilgilenmelerini istediği pek de söylenemez.Fakat taşımış oldukları kanın hakkını veren Esra ve Begüm kardeşler her sabah babaları ile idmanlara giderek, hipodromun büyülü nefesini içlerine çekmişler, bir anlamda sahnenin tozunu çok genç yaşlarda yutmuşlar, daha sonra çok büyük başarılara imza atacakları tutkularını ve kaderlerini yaşamayı tercih etmişlerdir. Geçtiğimiz yıllarda yakalandığı kanser hastalığı nedeni ile çok genç yaşta hayata, çok sevdiği atlara, her şeyden çok sevdiği eşine ve çocuklarına veda etmek zorunda olan Begüm Atman’ın hayatı, o sıralar eküriye genç bir jokey olarak katılan ve ismi, edinmiş olduğu müthiş jokeylik kariyerinde kendisi için çok önemli ve vazgeçilmez adresler olan Atman ekürisi - daha sonra ailesi ve BOLD PILOT’tan ayrı telaffuz edilemeyecek olan sihirbaz Halis Karataş ile kesişir.

Atçılığı çok iyi bilen işinin ehli insanlardan oluşan, buram buram kalite kokan bir eküri ve 25 yıldır liste başı jokeyliği kimseye bırakmayarak klasını istatistiki olarak da herkese kanıtlayan,kırılabilecek ne kadar rekor varsa kıran büyük usta Karataş’ın gençlik enerjisi ile harmanlanmış müthiş potansiyeli..

Bu ekibin bir araya gelmesi bir tesadüf sonucu olamazdı. Koşu içerisinde devrini bulmuş, elde sermayeli olarak düzlük başına yağ gibi akarak gelmiş ve jokeyine teşviğe başlaması için adeta yalvarırcasına kantarmalara asılan bir yarış atı misali, adı henüz tam olarak konmamış fakat yerinde duramayan, gümbür gümbür gelen bir şeyler vardı,çok büyük bir başarı yaklaşıyordu ve bu insanlar tarihe tanıklık edeceklerdi.

SERÜVEN BAŞLIYOR

Ekürinin büyük ümitler ile, sırf Gazi Koşusu’nda koşabilmesi için annesinin karnında Türkiye’ye getirdiği ( 3 yaşlı İngiliz atlarının hayatlarında sadece bir kez katılma hakkı buldukları koşuda yurt dışından satın alınan safkanlar mücadele etme hakkı bulamazlar )henüz doğmamış bir tay, pistlerde fırtına gibi eseceği günler için hayata ilk adımını atacağı günü bekliyordu…

Cılız bacakları üzerinde durmayı dahi annesi ROSA PALUMBO’nun desteği olmadan tam olarak gerçekleştiremeyen safkan dünyaya geldiği zaman ne ahırdaşı yakışıklı NEDYM gibi afilli bir at güzeliydi ne de bir diğer ahırdaşı sahaların ağır ağabeyi ABBAS gibi bastığı yerden ses getiren bir babayiğitti, tam aksine meraklı başını ahırın kapısına sıkıştırıp burun kemiğini yamulttuğunda sevimli suratı daha da komik bir hal almış oradan oraya koşturan küçücük bir at yavrusundan fazlası değildi. At yarışlarına çok düşkün ve bu alanda kendini oldukça geliştirmiş bir millet olan İngilizlerin çok sevdiğim bir sözleri vardır.’’Kağıda eyer vurulmaz’’derler.

Aslında Anglosakson yarış kültürü her ne kadar bir miktar cidago yüksekliği takıntısı bulunan bir gelenek olsa da bu sözü kullanmalarının asıl amacı, tüm nicel verilerin bir safkan üzerinde kanaat getirmede sadece belirli bir yere kadar etkili olduğu ,orijin analizlerinin ve istatistiki kriterlerin sadece o atın sahada yapabildiklerini tam olarak gördükten sonra bir anlam kazanacağını belirtmektir. Elbette bu faktörlerin hepsi bir yarış atının potansiyelini kestirmede çok belirleyici kriterlerdir,fakat bir yarış atı rakipleri ile mücadele edebilmek için tüm bunların üzerinde olmazsa olmaz bir kudrete ihtiyaç duyar.

Nedir bu çalışma ile sonradan kazanılamayacak olan ve sadece doğuştan gelen bu özellik?

Bu sorunun tek cevabı tabii ki de ’’Yürek’’tir.İşte bu mangal gibi yürek de BOLD PILOT’ta fazlası ile vardı ve bunu ilk farkedenlerden biri de safkanla özdeşleşmiş efsane jokey Halis Karataş’tı…

BOLD PILOT YARIŞ KARİYERİ

Yarış hayatının ilk koşusunda 900 metrelik çim pist yarışta, David Franco’nun Narino’su önünde starttan oldukça geç çıkmasına rağmen sonlarda kanatlanarak kazanan safkan, bunu takip eden koşuda yine Narino önünde güzel bir zafere uzanıyordu. Starttan 10 boy geç çıkış yaptığı 2.İnönü Koşusu’nda belalısı Narino’ya karşı bir kez rövanş kaybeden safkan, bu kez de dönemin çizgi üstü safkanlarından adeta bir sürat makinesi olan Gedik ekürisinin gözbebeği Beretta’ya toslayarak "TYAY Derneği ve sahipleri Koşusu’’ ve "Tay Deneme’’ koşularında 1400 metre mesafede 2 kez geçilmiş fakat kafalarda oluşabilecek ‘’acaba’’ların Beretta’ya 1600 metrelik "Çaldıran Koşusu’’nda zorlanmadan hakim olurken, adeta ‘’üzerime kürek kürek mesafe atın’’ diye haykırması ile çok da fazla dillenmesine mahal vermeden kafalardaki soru işaretlerini ortadan kaldırmıştı.

Bundan sonrasında aralarda, kendisinden yaşça büyük isimler olan Thunder Bolt ve Airman gibi saygıdeğer rakiplere kaybedilen koşular ve uluslararası koşuda Strategic Choice gibi etkili bir isme kaybedilen Enternasyonel Boğaziçi koşusu haricinde BOLD PILOT için tam anlamı ile gövde gösterisine dönüşmüştü. Safkan çim pistte, özellikle mesafe uzadıkça büyüyor, son düzlükte adeta uçak gibi, tren gibi yüklenerek rakiplerine hiçbir şans tanımadan emin fulelerle finishe süzülüyordu.2.26.22 içerisinde koşup kazandığı Gazi Koşusu halen Türk yarışçılığının derbisinin en etkili derecesi konumundadır.

Yarış hayatı boyunca katılmış olduğu 30 koşunun 21 tanesinden sahadan zaferle ayrılan şampiyon,bu koşuların 4 tanesinden sahadan ikinci, 2 tanesinden üçüncü olarak ayrılmış 2 koşuda tabela dibini tamamlayarak sadece 1 koşuda tabela dışı kalmıştır. Koşmuş olduğu 30 yarışın 26 tanesinin grup koşu olduğu gerçeğine bakıldığında safkanın tam bir açık yarış canavarı ve adeta dünyaya yarışmak için gelmiş bir istikrar abidesi olduğu daha kolaylıkla anlaşılabilecektir.

Genelde yarışlardan önce huysuzluk yaptığı ve starting boxa giriş yapmakta zorluk çıkarttığı için, kendisinin koşacağı günleri kollayarak altılı ganyanı beşli ganyana çevirmek isteyen yarışseverler tarafından adeta hipodromda çıt çıkartılmaz ve safkana sessiz bir destek akardı. Bu denli de geniş bir fan kitlesi vardı hani. Yarışseverler bu tarz atları çok severler.Bunun iki ana sebebi vardır. İlki safkanı direkt tek olarak yazarak oyunları rahatlatmak, diğeri ise safkanı kendisi ile özdeşleştirerek, hayatta gerçekleştiremediklerini yarış içerisinde tüm engelleri ve rakiplerini aşan bir canlı üzerinden kısa bir süreliğine de olsa unutarak, sorunlardan tamamı ile arınmış olarak hissetmek...

TRT’nin unutulmaz spikerlerinden Ender Asman’ın yönelttiği "onu size kaç lira verseler satarsınız’’ sorusuna Özdemir Atman’ın yanıt olarak verdiği "merkez bankasını üzerime yapsalar satmam’’ cümlesi kendisine karşı duyulan tarifi imkansız büyük sevginin, sahalara veda etmesinden yıllar sonra haradan getirilerek hipodromda yarışseverle buluşturması ve kendisine jübile düzenlenen çok ender yarış atlarından olma ünvanını elinde bulundurması gönüllerde edindiği ulaşılması zor mevkiinin ve yarışseverlerin bahislere iştirak edecekleri günleri aylık koşu takvimlerinden BOLD PILOT’un koşacağı günlere göre ayarlamaları da aslında kendisine duyulan güvenin bir yansımasıdır..

Erkek tay deneme, Gazi Koşusu ve Ankara Koşusunu kazanarak elde ettiği "Triple Crown’’ ünvanı ise dünyanın bütün ülkelerinde bir yarış atı için en önemli prestij göstergesidir. 1996 senesi Enternasyonel Boğaziçi Koşusu’nda sonlarda Galtee’ye hakim olmak için saldırırken yarışı hipodromda, ülkenin tüm ganyan bayiilerinde ve ekran başında izleyen tüm yarışseverlerin kendilerini adeta bir milli maçta hissederek o sprinte tüm ruhları ve enerjileri ile destek olarak koşunun kazanılmasında pay sahibi olduklarından eminim. Bu unutulmaz safkan, 22 yaşında aramızdan ayrılırken kendisi hakkında söylenebilecek en güzel sözü yine sevenleri söylemiştir.

Bold Pilot'ın kanatları zaten hep vardı, şimdi de en iyi bildiğini yaptı, uçtu ve gitti...

Çok yakında Bizim İçin/ Bold Pilot Şampiyon isimli yapım ile beyaz perdede izleyici ile buluşarak bir film projesinde karşımıza çıkacak olan unutulmaz safkan umarım en etkili biçimde ve sinema sanatının tüm olanakları çok etkin biçimde kullanılarak özellikle kendisini canlı olarak izleme ayrıcalığına erişememiş genç yarışseverlere ve at yarışları ile daha mesafeli olan insanlara gerçeğe en yakın hali ile aktarılabilir.

Zira bu eşsiz yaratık bunu fazlası ile hak ediyor ve umarım artık aramızda bulunmadığı şu zamandan,aramızda bulunduğu eski güzel günlere çok güzel bir selam gönderilir. Aklımızda hep fuleli güçlü koşu adımların, mavi siyah enine çubuklu forman, kendine olan sonsuz güvenin, sprinte kalktığın andaki mağrur tavrın ve mücadeleyi asla bırakmayarak sonunda hak ederek kazanman ile kalacaksın. Rahat uyu şampiyon, bizlere yaşattıkların ve hissettirdiklerin için sonsuz teşekkürler…

Zafere kanatlan!

ALL RIGHTS RESERVED binbastar

23
Sizden gelen yorumlar ve tahminler

avatar
1000
admin
Yönetici

Hızlı bir okuma oldu, ofise geçince rahat rahat okuyayım. Kalemine sağlık. Bu arada Beretta’cıydım o zamanlar 🙂

ahmet
Ziyaretçi
ahmet

teşekürler güzel bir tam bir biyografi olmuş…. ozamanlar bir yarış yazarının bir sözü vardı hiç aklımdan gitmez…BOLD PİLOT varsa BOLT PİLOT (TEK) yazılır..

Elegans1324
Ziyaretçi
Elegans1324

Admin ne yazı kaleme almışsın tebrikler bir nefeste okuyup bitirdim yaktığım sigarayı unutup okudum gerçekten harika bir efsane anca bu kadar güzel anlatılırdı

admin
Yönetici

Bu güzel yazı binbastar’a aittir.

Mehmet28
Üye

Eline sağlık Binba

Uzman34
Ziyaretçi
Uzman34

Türk yarış hayatında bir çok efsane safkan geldi geçti bu safkanlar yarışçılık camiasına hizmet te bulunmuş ve bu oyunlara rağbeti arttırmıştır bunlardan biride BOLT PİLOT efsaneler kategorisinde yerini almıştır ANCAAKKK ne oldu neler olduda efsane erkek yada dişi safkanların kan hatlarına sahip çıkamadık en az onlar kadar olmasada bu odur o soydur dediğimiz kim var geçmişte bolt pilot un tayları oldu koştu ama sadece koştu gezinti atı gibi İşte türk yarışçılığının geldiği nokta bu parayı al koy sonrasına bakma sadece vardı de Tık kulübü artık kan hatlarında uyumlu olanları dna sı tutanları aşım izni versin ki bu oyun dünya çapında… Read more »

yavuzhan41
Üye

Eline, Emeğine sağlık binba’cım hem bilgi verici hemde okuması zevkli bir içerik olmuş eski efsaneleri unutulmamak namına filmle süslenmiş bir şampiyonun kalemi için canı gönülden teşekkür ederim. Arap efsanesi Yavuzhan’ı da kaleme alırsın inşaallah 🙂

Uzman34
Ziyaretçi
Uzman34

Sevgili kardeşim emeğine yüreğine sağlık
Ben bolt pilot u defalarca kez izleyen bir insanım benim için efsane ötesi asalet timsali bir safkan
Ancak beni yanlış anlamanıda3 istemem
Ben ve ailem uzun yıllar çok uzun yıllar türkün ayak sesi olan bu safkanlarla büyüdük evladımız kardeşimiz gibi sevdik

Uzman34
Ziyaretçi
Uzman34

Benim isyanım bu asaletli canlıları kendi çıkarı için kupa şan şöhret için koşturan millete
Bak sana bir örnek vermek isterin
Yıllar önce tjk paraya kıyıp yurt dışından 3 aygır getirdi bunlardan en iyisi ingiltere de gurup koşmuş DOUYUN isimli safkandı ve en pahalısı idi geçmiş zaman tam hatırlayanıyorum

Bombaci
Üye

Şimdi okudum seyrettim tek kelime ile bayıldım. Yarışlarını izlerken tüylerim diken diken oldu denir ya tam da öyle. Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler. Safkanları o yıllarda izlerken bir kez daha hayran kaldım. Ne bir gözlük, ne bir kulaklık, ne bir yeleye inci boncuk, ne palyaçoya çeviren kuyrukta badana-boya, onları da geçtim o dönemin pistlerine rağmen ne de safkanların bileklerinde bi sargı. Geçen yıllarda safkanları resmen sinir hastası ettik. Tekrar teşekkürler

Uzman34
Ziyaretçi
Uzman34

Bu safkanı önüne gelene o şekilde bu şekilde çektiler hunharca safkanı bitirdiler ve safkan öldü
Bankadaki tüpler ona buna giderken ingilizler safkanına sahip çıktı bütün tüpleri 1 günde satın aldı
İşte fark bu

Yazar: binbastar

binbastar
1982 Bursa doğumluyum. Maden Mühendisiyim.Uzun yıllar yurtdışında birçok farklı ülkede ve şehirde çalıştım.Şu anda İstanbul'da yaşıyorum.1993 senesinden beri amatör olarak at yarışları ile ilgilenmekteyim.Koyu bir Beşiktaş taraftarıyım.Ayrıca yine amatör olarak edebiyat, fitness, sinema, yüzme ve satranç ile ilgilenmekteyim.Mümkün olduğunca geniş ve paylaşımcı bir yarışsever kitlesine ulaşarak, at yarışına amatör veya profesyonel bahis anlamında gönül vermiş insanlara bir nebze faydalı olabilmek adına buradayım.